dengesiz herifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dengesiz herifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Elli Yedinci Yazı

Televizyonumuz yok okuyucu... Dün tamire gitti, götüren adam da bize "bugün gün içinde gelecek" dedi... Tabii ki gelmedi... Sonra akşam ben eve geldiğimde(11 suları oluyor sanırım) hâlâ gelmemişti... Üstelik benim hayallerim vardı... Maç izleyecektim ben... Daha da önemlisi MTV'deki Britney Spears Weekend... Yani ben bir yıldır şu günü bekliyorum ve televizyon yok evde... Dün akşam en son anneme "size geçici televizyon getirelim sizinkini yarın sabah getirelim" demiş ama tabii ki geçici televizyon falan da yok ortada... Saat de şu anda 15.12 ama kalıcısı da yok... Çıldırmak üzereyim be okuyucu... Üstelik MTV'nin sitesinde de izlenmiyor... Hayat çok zor yani şu anda benim için...

Akşam da Dengesiz Herifler konserine gidelim diyoruz... If'teler akşam saat 9'dan itibaren... Burdan da reklamlarını yapalım... Eğer bir süre daha televizyonsuz durmam gerekirse sanırım dışarı çıkıp içeceğim... Ama yani içeceğim... Param da var çünkü, viski falan almayı planlıyorum bu akşam için... Gerçi almasam da olur sanırım, evde var... Sonuç olarak bu gece yine sarhoş bir Ekin olacak karşınızda... Okulunun bitmesini kutlamanın yanı sıra muhtemelen Laura kod adlı hatunla konuşmamamanın pişmanlığına da ağlayacağım... Yeah!

Çok dandik bir paragraf düzenim oldu bugün, farkındayım ama idare edin bence... Neyse efenim eve geldikten sonrası da keyifli olacak heralde... Zeynep Hanım bizde olacaklar... Bu sefer de sızmazsak(çünkü bizim evde olunca sızıyoruz hemen) eğleniriz onunla da... Gerçi viski içersem sızarım mutlemelen...

Bu arada 400 maddeye çıkmış olan film listemden izlemiş olduğum filmlerin sayısı da 102'den 114'e çıkmış... Bu durumdan hoşlanmamış olsam da(az izlemişim) önümde çok tatlı bir yaz tatili olduğunu göz önünde bulundurursak bence istersem 214'e çıkarırım okul başlayana kadar bu sayıyı... Gerçi diziler de var, bilemedim... Bunları niye yazıyorum size? Çünkü çok yakında kritikleriyle karşınızda olacağım... 114 film kritiği... Boru değil bence... Hazır olun...

Bu arada Watchmen'in çizgi romanının bir kısmını okudum, güzele benziyor... Kendi kendime çizgiroman uyarlamalarına gitme kararı aldığım için(Bluntman and Chronic sayılmaz-onlar Jay ve Silent Bob-) filmini izlememiştim ama izleyen insanların büyük bir kısmı beğenmemiş... Sanırım bu yaz bu kararımı da bozup bir göz atacağım ona...

Ayrıca artık "New York, I Love You" istiyorum ben... Çünkü bir yıldan fazla süredir bekliyorum bu filmi, hadi artık... Ama beklemekte haksız mıyım? Ekibe bakın;


Yönetmen Kısmısı:

Fatih Akin
Yvan Attal
Allen Hughes
Shunji Iwai
Wen Jiang
Shekhar Kapur
Joshua Marston
Mira Nair
Natalie Portman
Brett Ratner
Randall Balsmeyer(filmin haberini ilk alığımızda listede Scarlett Johansson da vardı)


Oyuncu Kısmısı:

Natalie Portman
Blake Lively
Bradley Cooper
Orlando Bloom
Christina Ricci
Robin Wright Penn
Hayden Christensen
Rachel Bilson
Ethan Hawke
James Caan
Andy Garcia
Olivia Thirlby
Uğur Yücel

İşte böyle... Bir de perşembe günü sevgili Can Koçak(büyük olan) ile "hiç mi yaz dizisi yok be" tartışması yapmıştık, ben de "bir tane vardı yaa" demiş, ne olduğunu hatırlayamamıştım... Oysa ki ayıpmış bence yaptığım... Zira Can, Weeds! Ve geliyor 5. sezon... Mutluyuz... Beklemedeyiz...

Bu arada Facebook'daki o "Bouncing Balls" isimli oyuna burdan saygılarımı sunuyorum... Geçen sene bu zamanlar da çok benzer olan "Bubble Town"a sarmıştım... O da bağımlılık yapıyordu, bu da yaptı... Ayıp bence... Bitti bu yazı da burda... Saygılar...


----------------
Now playing: Santogold - Find A Way
via FoxyTunes

17 Nisan 2009 Cuma

On Üçüncü Yazı

Ey İstanbullular, hepiniz çıldırdınız mı?! Çarşamba akşamı İstanbul'a vardığımda üstümde bildiğimiz kapüşonlu, fermuarlı bir şey ve Adidas'ın eşofman(eşofman?!) üstü şeysi vardı... Şundan:

Neyse efenim teyzemle buluştuk servisten indiğim yerde... Kabanın yok mu dedi bana... Kaban?! Bu Havada... Hava çok soğuk falan dedi... Bunları söylerken üstünde de kaban var... Neyse... Bugün Evrim'den dönüyorum... Tişörtleyim ve terliyorum... Kısa kolluylayım yani... Ve yanımda kabanlı falan insanlar vardı! Nasıl bir şehir bu İstanbul?!

Neyse geçiyorum bunu... Dün çıktım evden, dolmuşa bindim... Ordan vapurla karşıya geçtim... Tünel'e bindim, İstiklal'e gittim falan... Ordan bi de hop, tramvayla yukarı çıktım... Biraz da yürüdüm Evrim'e gidiyorum... Kendisi kuzenim olur... O sırada kendi kendime diyorum ki "lan ben o kadar para neyin verdim, bir de üstüne yürüdüm... Ne için?? Kuzenime gidiyorum... Konsere geçeceğiz ordan da..." Sonra Ankara'yı ne kadar çok sevdiğimi anladım... "Maksimum 2.20 TL vererek güzel Ankaramın her yerine gidebiliyorum... Canım yaa..." dedim sonra... "Fak İstanbul!" falan da dedim...

Ben bunları düşünerek yürüyorum işte... Bir yandan da yanlış hatırlamıyorsam "Fungu - Little Black Dress" dinliyorum, bir de yemek yiyorum... Çizburger almışım, kolam da var... Bir anda "laylaylom" moduna girdim... Taksim İlkyardım'un önünden geçiyorum tam, beynimden vurulmuşa döndüm! Karşımda bir afiş, "Mystery Jets 17 Nisan 2009" diye... "Anam!" dedim, "Ben gitmiyorum bugün Ska Circus'a! Buna gidiyorum ben!"... Gelin görün ki onca insana söz vermişim, e konsere gitsem kalacak yerim yok, Evrim Bey Ankara'ya gidiyor o gün... Herkese küfrettim sonra, duyurmadılar konseri diye... Üzüle üzüle gittim Evrim'e... Sonra ordan internetten baktım, DJ Setmiş... Ama Mystery Jets ne kadar DJ Set olur onu da bilemedim... Yine de yalandan ferahlattım içimi biraz... Sonra çağla almış Evrim, karşı komşusu ve aynı zamanda bir arkadaşı olan G. hanım ile onu yedik, gaza gelelim diye Sublime dinledik...

Saat 9.25 falan gibi çıktık Evrim'den, Ghetto'ya gitmek üzere... Yerini de bilmiyorduk... Dengesiz Herifler'i yakalarız dedik, 9.30 görünüyordu çünkü saati... Nasıl olsa geç de çıkarlar falan diye gittik... 9.40'da falan varmıştık Ghetto'ya... Yoldan bizi arkadaşlarım aldılar, götürdüler... Bu arada onlara sesleniyorum burdan; siz sarhoşsanız, ben değilsem, lütfen ayılın da gelin! Zira Can bana bulduğu gözlükleri 5 kere falan anlattı... Yaklaşık 25 kere falan dans ettirmeye çalıştılar, Can beni havaya falan kaldırdı ve herkes bağırmaktaydı! Neyse gittik, eğleniyoruz falan... Saat 10 oldu, Dengesiz Herifler indi sahneden! "Ee, yarım saatlik miymiş??" diye şaşırdık biz... İstanbul Ska Foundation'ı pek beğenmedik...

Deal's Gone Bad iyiydi, saksafoncularını çok beğendik... Bir de ben "Deal's Gone Bad"in yanında "Chi", The Toasters'ın yanında "USA" yazında Deal's Gone Bad Çinli sanmıştım, çok heyecanlanmıştım... Değilmiş, Chicago demekmiş o meğer... Çok üzüldüm falan... Bir de tüm gece ben bunlara nedense "Are We There Yet?" diyip durdum... Sanki adları öyeymiş gibi geldi bana... Sallandık biraz bunlarda... Bu arada ellerini yanlara aça aça, millete yumruk ata ata ilerleyen bi hatun önümüzden geçti; önümdeki oğlan da kıçına tekme attı bunun... Hatun bir anda Evrim'e dönüp garip garip el hareketleri yapıp galiba küfür etti... Ne dediğini duymadı kimse...

Ve Toasters çıktı... Evet adamlar sağlamlardı baya... Onda dans da ettim azıcık... Zorla çekip dans ettirdiler daha doğrusu... Oysa ki ben düz taban bir insanım, taban düşüklüğü var bende... Bile bile dans etmiyordum... Kendimi biliyorum çünkü, dayanmaz o bilekler o kadar saat ayakta durup bir de dans etmeye... Birileri sahneye çıktı, vokal amcam da haklı olarak "Vat dı fak ar yu duin on may siteyc?! Get davn!" dedi... Sonra millet yuhaladı falan bunları... Ayıp ettiler... Neyse efenim 1'de çıkacak dedikleri Toasters 12'de çıktı... 2'de bitecek dedikleri konser de 1'de bitti... Hayatımda ilk defa gittiğim bir konser duyurulduğu saatten erken bitti... Çok acaipti...

Konserde çok acaip insanlar vardı bu arada... İnsanlar "ne yapsak da farklı olsak" demişler heralde, çok yaratıcı saçlar vardı... Gariplerdi...

Sonra da gittik tantuni yedik, eve gittik... Evrim'in telefonla garip bir işi vardı, devamlı "zart, zort" diye sesler çıkararak bir şeyler yaptı, ben uyudum... Sabah uyandırdı beni, kahvaltı falan ettik Seinfeld izleyerek... Çilek yedik sonra... Akabinde de dışarı çıktık, o otobüse gitti ben de dolmuşla eve döneyim dedim... Kalktığımdan beri de "Jenny Owen Youngs - Coyote" söylediğim için onu dinlemeye karar verdim... Sonra hiç hoş olmayan bir gerçekle karşılaştım; iPod'um çıkdırmış! Geçenlerde bir sürü Macy Gray atmıştım, sonra yok olmuştu onlar... Sonra onları çıkarıp bir daha atmıştım falan... Bu sefer de Jenny Owen Youngsların yarısı kaybolmuş... Neyse dedim, o kadar kabanlı insanın yanında bindim dolmuşa tişörtümle... Yanıma da güzel bi hatun oturdu zaten... İlk defa Merkezkaç Kuvveti'ne şükranlarımı sundum... Evime geldim... O zamandan beri de tembellik yapıyorum... Bir de sanırım yazın 3 günlüğüne falan Paris'e gitmeye karar vermiş olabilirim...

1 haftadır hiç normal sigara içmemişim bu arada, onu fark ettim... Ayrıca kendimi çok kötü hissediyorum ben yaa... Niye sevmediğim biriyle çıkıyorum ki?? Çok saçma aslında... Öff... Gidip Dicitürk izleyeyim ben hazır bulmuşken... Hati bakalım gittim ben...